PETROL, BURKA İLE Mİ SIVANIYOR?

“Güneş ufuktan doğmaz savaş mevsiminde.

13 yaşında bir kız çocuğunun gözlerinden doğar,

Gözleri yanar, elleri, teni…

Kavrulur şehirler üçyüzbin santigratta.

Ve… bulutlar bulutlara değince,

Yağmur yağmaz, gökkuşağı olmaz savaş mevsiminde.

Gök delinir, asit yağar çocukların üstüne.

Kan kokar tarlalar, yanık et kokar.

Çiçekler açmaz,

İnsan utanmaz yine de… “

Taliban’ın pazar günü Kabil’e girmesinin ardından başlayan endişeli süreç, artarak devam ediyor. 90”lı yıllardaki acımasız uygulamalarıyla tanınan örgüt, her ne kadar kadınlara toplumsal hayatta yer vereceğini açıklasa da Afgan kadınlar, geçmişte yaşadıklarını unutmuyor.

ABD” ye yerleşen Afgan kökenli Essazada, Taliban’ın 1996 da babasını demir çubuklarla nasıl dövdüğünü, ağabeyini tutuklamak için aradıklarını, 6 ay sonra da evlerinden erkek kardeşini götürdüklerini gözyaşlarıyla anlattı.

Ülkenin ilk kadın belediye başkanı Zarifa Ghafari ise dünyaya şöyle seslendi “Oturdum ve gelmelerini bekliyorum. Ben ve ailem için yardım edecek kimse yok. Benim gibi insanların peşine düşecek ve beni öldürecekler. Ailemi bırakamam. Zaten nereye giderim ki?”

Afgan yönetmen Sahraa Kerimi de Dünya basını’na: “Hey bu koca dünyanın insanları, lütfen susmayın, bizi öldürmeye geliyorlar” çağrısını yaptı

ABD’nin Afganistan’ı Taliban’a teslim edip geri çekilmesi üzerine, Taliban hiç geciktirmeden, ülkede şeriat ilan etti. Afgan ordusunda bir direniş gözlenmese de , Afgan kadınları haklarını, yaşamlarını korumak için sokaklara çıktı.

Başkent Kabil’de yürüyüş düzenleyen kadınlar, “Taliban’ın boyunduruğu altına girmeyeceğiz” dediler.

Uzun yıllardır bitmek bilmeyen savaşlar ve işgaller yüzünden, yönetimsel kargaşa yaşayan Afganistan’da, Emperyalist ülkelerin sözde yardımları ile bir türlü toparlanamayan ülke ekonomisi ve demokrasisi daha da kötü duruma geldi.

Yoksulluk, bir çok milletten oluşan (Peştunlar, 7 milyon; Tacikler, 3.5 milyon;

Hazaralar, 1.5 milyon; Özbekler, 1.3 milyon; Aymaklar, Farsiler, Türkmenler, Braholar, Beluciler, Nuristanlılar toplam 2.1 milyon) ülkede daha da derin bölünmelere yol açtı. Ekonominin ve Eğitim sisteminin çöküşü ile ülke de İslam

dininin en ağır koşullarını yaşatmaya aday Taliban örgütü güçlendi, İşgalci güçler de kendi çıkarlarına uygun şekilde ülkeye girip, çıktılar. Afgan ordusu Taliban’a direnmedi bile.

Oysa Afgan kadınları, 1996”da yönetimi ele geçiren Taliban’a da, bugün ABD’nin ülkeyi plansız teslim ettiği Taliban’a da neredeyse tek başlarına direnmeye devam etmekteler. Afgan kadının mücadelesi çok eski dönemlerden başlar, 1920”lerde Kral Amanullah’ın eşi Kraliçe Süreyya, kadınların aile içindeki, eğitim ve mesleki alanda iyileştirmeler için ilk reformları başlatır.

Afganlı kadınlar yine 1964”te onaylanan Afganistan’ın ilk kapsamlı anayasasının taslağın da etkili olurlar. Bu anayasa kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunu kabul eder, seçilme hakkı tanıdı, birçok kadın da bakanlık görevlerine getirilir. Afgan kadınlarının durumu, 1970’lerin ve 1980’lerin Sovyet destekli yönetimi altında gelişmeye devam eder.

Ne yazık ki, 1979’da Afganistan’a giren Sovyetler Birliği, ülkeden çekildiğinde, 1996’da Taliban’ın Afganistan yönetimini ilk kez ele geçirmesi, ülke de kadının her alanda edindiği kazanımların elinden alınmasına neden olur.

Taliban’ın o dönemde getirdiği bazı yasaklar:

-Kadınlara çalışma hayatı yasaklanır. Kabil’deki bazı hastanelerde sadece birkaç kadın doktor ve hemşirenin çalışmasına izin verilir, -Baba, erkek kardeş veya koca gibi yakın erkek akrabalar olmaksızın kadınların ev dışına çıkmaları yasaklanır. Dul kadınlar ve çocukları fiilen açlığa mahkum edilir.

-Kadınların erkek esnafla muhatap olması, bisiklet veya motosiklet kullanması, yüksek sesle gülmesi, yürürken ses çıkaran ayakkabılar giymesi, nehir kenarında çamaşır yıkaması, balkona çıkması, erkek doktorlar tarafından tedavi edilmesi ve 8 yaşından büyük kız çocuklarının okula gitmesi yasaklanır.

-Burka giyme zorunluluğu getirilir. Açık renkli giysiler yasaklanır. Buna uygun giyinmeyen kadınlar kırbaçlanır.

-Evlilik dışı cinsel ilişkiye girmekle suçlanan kadınlar recm edilir.

-Kozmetik kullanımı yasaklanır. Tırnaklarını boyayan birçok kadının parmakları kesilir.

-Kadın kelimesinin geçtiği tüm yer adları değiştirilir.

Afgan kadınları için kabus dolu geçen bu karanlık dönemin ardından, ABD’nin müdahalesi sonrası ülkenin yüzde 90’ını yöneten Taliban, Pakistan’a çekildi . ABD işgali sırasında, 2004”te hazırlanan anayasayla kentli kadınlar bazı haklara kavuşsalar da kırsal bölgelerdeki kadınlar bu haklardan çok az yararlanabilmesine ve kadınlara karşı linç kültürü devam etmesine rağmen Afganistan, dünya genelinde çalışmalarıyla takdir toplayan birçok kadın sanatçı, mühendis ve aktivist de yetiştirdi.

Bugün ABD’nin ve diğer işgalci güçlerin Afgan halkının ve özellikle Afgan kadınlarının bu en insani hak ve kazanımlarını kaybedeceklerini bile bile bir altın tepside Taliban’a pervasızca sunmalarının nedeni sadece kendi çıkarları gereğidir.

Emperyalist ülkeler, Orta Asya petrol ve doğal gazının önem kazanması, Orta Asya petrolleri üzerindeki denetimini kaybetmemek, Afganistan’ın 3 trilyon dolarlık geniş petrol, gaz, bakır altın ve lityum rezervlerinin idaresini ele geçirmek v.s.  amaçlarla Afganistan’daki gelişmelere müdahil olmuşlar, durum değiştiğinde de arkalarında nasıl bir kaos bıraktıklarına bakmadan bu ülkeden çekip gitmişlerdir.

ABD veya diğer ülkeler için, yapılması planlanan ve Afganistan üzerinden güneye uzanması öngörülen boru hattı ile kazanılacak milyonlarca dolar karşısında Afgan halkının nasıl yaşayacağının da bir önemi yoktur.

Bugünlerde Dünya, Afganistan’dan gelen yardım çığlıklarını artık yavaş yavaş duymaya başlıyor gibi.

Mesela Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü ülkeden kaçan mültecileri takip ediyor ve komşu ülkelere sığınabilmeleri için sınırların açık tutulması çağrısında bulunuyor. Dünyanın dört bir yanından kadınlar uluslararası topluma Afgan kadınları koruması için çağrıda bulunuyor.

Yardım kuruluşu Women for Women International, Afgan kadınların bir araya gelebileceği güvenli yerler bulmalarını sağlamak için sosyal medyadan barış toplamaya başladı.

ABD merkezli STK’lar ise Biden yönetiminden Afgan kadın aktivistler için tahliye uçuşları ayarlamasını istediler. İtalya’dan da özgürlükleri tehdit altında olan Afganların ülkeye kabul edilmesi çağrıları geldi. Bir çok belediye başkanı, Afgan mültecilere “insani koridor” açılmasını talep etti.

Yine yoksulluğun önlenmesine çalışan STK Global Citizen, ülkelere, gelecek haftalarda mültecileri karşılamak için sınırlarını açması çağırısında bulundu.

Kampanyalara bir çok organizasyon katıldı. UNICEF yetkilileri, Taliban’ı ve tüm tarafları kadın ve kız çocukları dahil tüm insanların yaşamlarını ve haklarını korumaya çağırdı.

Afgan kadınlarının yardım çağrılarına Türkiye’de artık karşılıksız kalmıyor Afgan kadınlara yönelik bu çağrılara Türkiye’den bir grup sanatçı, Afganistan’da başta kadınlar olmak üzere hak mücadelesi vermiş 24 sanatçının Kabil’den çıkartılması için imza kampanyası başlattı.

*İzmir’de Kadınlar, Taliban’ın başkent Kabil’e girmesinin ardından Afganistanlı kadınlar için basın açıklaması düzenledi. Taliban’ı protesto eden grup, giydikleri temsili bir “çarşaf”ı çıkarıp atarak, Afgan kadınlarının özgürlük temelinde kazanımlarını kaybetmeleri halinde “Afganistanlı kadınlar yalnız değildir” mesajını verdiler.

*Adana’da İnönü Parkı’nda Adana Kadın Platformu çağrısıyla toplanan kadınlar “Türkiye’den Afganistan’a katledilen kadınlar isyanımızdır” yazılı Türkçe ve Farsça pankart açtılar

* -İstanbul Sözleşmesi’ni Uygula Kampanya Grubu’nun çağrısıyla- pek çok kadın İstanbul Kadıköy’de bir araya geldi.

*Dünyada ki tüm kadınları uluslararası dayanışmaya, Afganistanlı kadınların çığlığına ortak olmaya çağırıyoruz. Afganistan kadın orkestrasının 8 Mart marşında söylediği gibi ‘Ellerimizi ve sesimizi birleştirirsek birlikte yürürsek hayatta kalacağız. Dayanışma ve kız kardeşlikle yeni bir dünya eşit bir dünya kuracağız.’ Dayanışmamız sınır tanımaz!” şeklinde basın açıklaması yaptı.

*Akhisar 8 Mart Kadın Dayanışma Derneği, Afganistan’daki kadın ve çocuklar için basın açıklaması yaptı.

*Kocaeli Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği Dernek başkanı Selda Arslan yaptıkları imzalı açıklamada Afgan kadınlarının hak, özgürlük ve yaşamlarının elinden alınmasının karşısında olduklarını ifade etti

*Ulusal bir farkındalık yaratmak adına önce Farah Zeynep Abdullah, akabinde ise ünlü oyuncu Hazal Kaya’dan bu duruma tepki geldi. Ünlü isimlerde ardından tüm dünyaya yardım çağrısında bulundu. Aciliyette Afgan kadınları olmak üzere dünyada ki tüm kadınların, erkeklerle eşit insani hak ve özgürlüklere sahip olması için bizlerde cinsiyet ayrımı gözetmeksizin hep birlikte mücadele etmeliyiz.

“Petrole bulanmış bir burkanın altından, küçük bir kız çocuğunun elinden tutup, yeryüzüne çıkardığımız da güzelleşecek dünya”

Sevgiyle, Dayanışmayla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu